Masonluk nedir ? Masonlar kimlerdir ? Mason kime denir ?

18 04 2010

Nazilerden kaçan mimarın sırrı!

TBMM’nin mimarı dünyaca tanınmış Avusturyalı mimar Prof. Clemens Holzmeister’di. 1886 yılında doğan ve 1983 yılında hayata veda eden Holzmeister’in ilginç bir hikayesi vardı. 1930’lu yıllarda Nazi’lerin Almanya’da iktidarı ele geçirmesinden sonra birçok Yahudi’nin yanı sıra, bilim adamı, sanatçı, politikacı alelacele ülkesini terk etmek zorunda kalmıştı…

“Her tarihte biraz efsane, her efsane de biraz tarih vardır.”

Masonluk tarihi de Hiram Usta efsanesi ile başlamıştı. Hiram Usta Süleyman Mabedi’nin mimarıydı. Bir iddiaya göre, asıl adı Horemheb’ti. Mısır’daki “yaşamevi” denen tapınakta yetişmişti. Kral Süleyman (Süleyman Peygamber) tek tanrı inancını simgeleyen görkemli bir tapınak yaptırmak isteyince, mimarlarıyla ünlü Mısır’dan genç ve hırslı Horemheb uygun görülmüştü.

Muharref Tevrat kaynaklı bir başka iddiaya göre ise Hiram Usta, Sur ülkesinden “Dul kadının oğluydu”

Hiram, tunç işinde ve mimarlıkta yetenekliydi.

Süleyman Tapınağı’nın yapımı sırasında büyük bir güce sahip olmuştu. Tapınağın yapımında tam 20 bin işçi çalışıyordu. Hiram bu işçileri üç dereceye ayırmıştı; çırak, kalfa ve usta. Hiram her bir dereceye mimarlığın sırlarıyla birlikte, gizli kelimeler öğretmişti. Bu sayede, çırakları, kalfaları, ustaları birbirinden ayırabiliyordu. Hiram usta, İşçiler arasında kurduğu bu yapı ile sahip olduğu gücü daha da arttırmıştı. Bir el işaretiyle 20 bin işçi aynı anda çalışmaya başlıyor, yine bir el işaretiyle bir anda durabiliyordu.

9 Ustanın yemini

Efsaneye göre Hiram Usta, Mabed’in bitimine doğru, bir gece tapınağın içinde gezerken, ustaların gizli kelamını öğrenmek isteyen üç kalfa tarafından, üç darbe ile öldürüldü. Hiram Usta’nın öldürüldüğünü duyan 9 ustası O’nun mezarı başında yemin etti. Dünya üzerinde Hiram Usta’nın adını sonsuza kadar yaşatmak ve yaptıkları her esere O’nun sembollerini yerleştirmek üzere and içti.

9 usta 9 ayrı yöne dağıldı.

O günden bu yana Masonlar, yaptıkları her esere bazan açık bazan gizli Masonik sembolleri yerleştirdiler. Bu bir çeşit imzaydı. Masonlar yaptıkları kiliselere dahi Masonik semboller koyuyorlardı. İngiltere’nin Edinburg kenti yakınlarındaki “Rosslyn Şapeli” en çarpıcı örneklerden biriydi. Bir Kilise olmasına rağmen Masonik sembollerle doluydu. (Ayrıntılı bilgi için-Tamer Ayan, Bilinen En Eski Masonik Kuruluş İskoçya Royal Order, Mimar Sinan, 1998, sayı 110, s. 18-19).

Ziraat Bankası’ndaki esrarengiz heykel

Masonlar Türkiye’de yaptıkları eserlere de kendi sembollerini yerleştirdiler. Bunlardan en bilineni Mithat Paşa’nın kurduğu Karaköy Ziraat Bankası’ndaki heykeldi. Harun Yahya’ya ait Yahudilik ve Masonluk adlı esere göre, Karaköy Ziraat Bankası’daki “elinde mason tokmağı olan heykel” Hiram Usta’ya aitti. Tevrat kaynaklıydı. Muharref Tevrat’da “Ve sağ elini işçilerin tokmağına saldı; ve tokmakla Sisera’yi vurdu, başını ezdi” ayeti vardı. (Tevrat-Hakimler- Bab:5-Ayet:26) Hemen yanındaki kadın heykeli de “Dul Kadın”ı sembolize ediyordu. Türkiye Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Locası’nın resmi web sayfasındaki listeye göre de Mithat Paşa Masondu.

TBMM mimarının ilginç hikayesi

TBMM’nin halen çalışmalarını sürdürdüğü görkemli binanın inşaatına 1938 yılında başlandı. Binanın yapımı uzun zaman aldı. Çünkü dönemin şartlarında parasal kaynak bulmakta büyük zorluklar çekildi. Binanın yapımı sırasında patlak veren İkinci Dünya Savaşı da sıkıntılara yol açtı. Bu nedenle, binanın yapımına ancak aralıklarla devam edilebildi. 1957′den sonra yapımı hızlandırılan yeni Meclis Binası, 6 Ocak 1961′de hizmete açılabildi.

Binanın Mimarı dünyaca tanınmış Avusturyalı mimar Prof. Clemens Holzmeister’di. 1886 yılında doğan ve 1983 yılında hayata veda eden Holzmeister’in ilginç bir hikayesi vardı. 1930’lu yıllarda Nazi’lerin Almanya’da iktidarı ele geçirmesinden sonra birçok Yahudi’nin yanı sıra, bilim adamı, sanatçı, politikacı alelacele ülkesini terk etmek zorunda kalmıştı. Avusturya’nın, Nazi Almanyasına bağlanmasından sonra da aynı şey Avusturya için sözkonusu oldu. Avusturyalı mimar Clemens Holzmeister de ülkesini terk edip Türkiye’ye sığınanlar arasındaydı. Nazi’lerden kaçmıştı. Çünkü nedense Naziler, Avusturya’ya girdiklerinde onun peşine takılmıştı. Hatta Avusturya’daki çalışma ofisini basmışlar, ofisin altını üstüne getirmişlerdi.

Burada araya girip bir parantez açmamız gerekiyor. Tarihi kayıtlarda Avrupa’daki Nazi iktidarında Hitler ve adamları özellikle iki kesimin peşine düşmüştü. Yahudiler ve Masonlar. Bu yüzden nazi iktidarlarının hakim olduğu ülkelerden kaçanların büyük çoğunluğu ya “Yahudi asıllı” ya da açık-gizli “Masondu”

Türkiye Hür ve Kabul Edilmiş Mason Locaları Üstadı Azamlarından Kaya Paşakay bir röportajında ilginç bir ayrıntı veriyordu. Üstadı Azam Paşakay’a göre; “Nazi Yönetiminde Masonlar çok taciz edildikleri ve kötü şartlara mahkum edildikleri için gönye ve pergel rozetlerini kullanmayıp yakalarına mine çiçeği takmaya başlamışlardı” Almanlar’da mine çiçeği; “Beni unutma” anlamına geliyordu.

Türkiye’ye geldiğinde yakasında mine çiçeği olup olmadığını bilmiyoruz ama TBMM’nin mimarı Holzmeister, Naziler’in ofisini bastığı, bu yüzden kaçarak Türkiye’ye sığınmak zorunda bıraktığı bir isimdi.

Temelini atan Meclis Başkanı Masondu

TBMM Binasının yapımında başrol oynayan bir başka önemli isimde, Abdülhalik Renda idi. 1881 yılında doğdu ve 1948 yılında öldü. Mimarlığının Holzmeister’in üstlendiği, TBMM’nin temeli 26 Ekim 1939 yılında Abdülhalik Renda tarafından atıldı. Çünkü dönemin Meclis Başkanı O’ydu.

Tesadüfe bakın ki; Meclis Başkanı Abdülhalik Renda, Türkiye Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası’nın resmi listesine göre Mason devlet adamlarından biriydi.

Esrarengiz semboller TBMM’nin neresinde?

Garip ve bir o kadar gizemli işaretler TBMM’nin anıtsal nitelik taşıyan Şeref Holü ile Genel Kurul Salonu’nun bulunduğu orta mekanın arasında yer alıyor. Adı “Mermer salon ve sütunlu galeri” olarak biliniyor. İlginç olan bu esrarengiz sembollerin, 475 bin 521 metrekare gibi çok büyük bir arazi üzerine oturan TBMM’nin sadece bu bölümünde yer alıyor olması. Başka hiçbir yerde bu tür semboller yok. Esrarengiz sembollerin konuşlandırılmış olduğu bu yer fiziksel olarak da oldukça çok ilginç bir özelliğe sahip; TBMM arazisinin en yüksek noktasına inşa edilen TBMM Ana Binası’nın, ortasına denk geliyor.

Peki TBMM’deki bu esrarengiz işaretler hangileri ve Masonik sembolizmde ne anlama geliyorlar?

En bilinen Masonik sembol: Üçgen

TBMM Genel Kuruluyla, Şeref Girişi arasında yer alan bu işaretlerden en dikkat çekeni “Üçgen” Farklı şekil ve boyutlarda oldukça ilginç “üçgen”ler ilk bakışta geometrik birer şekilmiş gibi dursa da, dikkatli bakıldığında çok ilginç ayrıntılar veriyor. Ama bu ayrıntılara geçmeden önce Üçgen ve Masonluk bağlantısına ilişkin bilgilere bakmakta fayda var. Üçgen masonların en çok kullandıkları ve en fazla önem verdikleri sembollerden birisi.

Masonların, kendi yayın organlarında Masonik allegori’ye örnek olarak “Hiram Efsanesi” gösterilirken, Masonik Sembole örnek olarak da “üçgen”i göstermeleri dikkat çekicidir.

Türkiye Hür ve Kabil edilmiş büyük masonlar Locası’nın resmi yayın organı Tesviye’de yer alan bilgiler bu konuda oldukça aydınlatıcıdır: “Üstadı Muhterem kürsüsünün arkasında, eşkenar üçgen vardır.

2000 yıllık efsane kutsal kadeh TBMM’de!

Üstadı Muhterem, birinci ve ikinci Nâzır kürsülerini birleştiren hatlar üçgen oluşturur, Önceki Üstadı Muhteremin sembolü dik kenarlı üçgendir.”

Aynı dergide yer alan ilginç bir ayrıntıya göre, “Piramitlerin yanlarının üçgen olması da bir mimari tesadüf değildi!” Buna göre “Eski Mısır’da, eşkenar üçgen Tanrı ile Nur’un sembolüydü!”

Masonların resmi yayın organı Mimar Sinan Dergisi’ne göre de Üçgen, “Operatif Masonlar tarafından Teslis’in (Hristiyanlıktaki Baba-Oğul ve Kutsal Ruh üçlemesi) sembolü olarak kabul edilmis ve böylece bugünkü spekülatif masonluğa intikal etmisti.”

Üçgen içinde göz TBMM’de

Ancak Masonik sembolizmde en bilinen ve en çok konuşulan sembollerden biri de “Üçgen ve Göz”ün birlikte kullanıldığı semboldü. Bu sembol Meşhur Amerikan dolarının üzerinde de bulunması nedeniyle de bugün artık herkesin bildiği Masonik bir şekildi.

“Her şeyi gören göz” olarak da nitelendirilen bu sembolün kökeni Mısır’a dayandırılıyordu. Putperest Mısır’da “Ra” kelimesi, “güneş tanrısı anlamına” geliyordu. İmparatorun altında “Naacaller” denen bir yönetici sınıf bulunuyordu. Bu yöneticilerde “Kutsal Sırlar Kardeşliği!”nin üyesiydiler.

Masonik inanışa göre Kayıp Krallıktan, Mısır’a oradan da günümüz Masonluğuna kadar uzanan bu sembolde, “Güneş Tanrısı RA”, “Nokta” ile ifade ediliyordu. Üçgen içinde yer alan Nokta ise, “Tanrının gözünün daima insanların üzerinde olduğunun!” göstergesiydi.

Resimde de görüldüğü gibi TBMM’nin Mermer Salonu’nda tam ortasında Üçgen içinde nokta çok net bir şekilde görülmektedir. Ancak TBMM’deki bu garip üçgen ve nokta işaretleri sadece bununla da sınırlı değil. Yine aynı bölümde Mısırdaki piramitleri andıran görüntüsüyle üçgen ve tam üzerine yerleştirilmiş daire (Büyük Nokta) çok da yoruma yer bırakmayacak açıklıkla kendini anlatıyor.

Masonlukta Üç Nokta’nın sırrı

Bir gizli semboller topluluğu olan Masonluk’ta en az üçgen kadar önemli bir diğer sembolde “üç” rakamı. Kendisini “Alegori perdesi arkasına gizlenmiş sembollerle tasvir edilen bir ahlak sistemi olarak” tanımlayan Masonlukta “Üç”ün özel bir anlamı vardı. Bu yüzden Masonik semboller arasında en sık rastlanan şekillerden biride “Üç nokta”ydı.

Çünkü Masonluğun babası kabul edilen Hiram Usta’nın meslek sırlarını elde edemeyince onu öldüren kalfa sayısı Üç’tü. Karanlıktan yararlanarak mabedin Üç kapısında gizlenmişlerdi. Hiram Üçüncü darbede ölmüştü.

Mason Locaları’nda yemin kürsüsünün üzerinde üç kutsal kitap bulunurdu. Bu üç kitabın yanında da üç sütun.

Masonluğun üç temel derecesi vardı; çırak, kalfa ve usta!

Masonik törende, Üstadı Azam, sol elinde tuttuğu kılıcın namlusunu Mason adayının başının üstüne uzatır ve namlusunun üstüne çekiçle üç kere vururdu. (ÇIRAK-KALFA-USTA Sf. 41)

Masonlukla ilgili araştırmalarıyla tanınan Aytunç Altındal’a göre Üç nokta, bütün Mason localarında kullanılan bir sembol. Altındal’ın iddiasına göre “Üç nokta” aynı zamanda “Masonik Tanrıyı simgeliyor.”

Üç nokta; Masonik G’nin yani “God”un simgesel karşılığıydı.

İşte bu bilgilerden sonra mevcut TBMM’de bizi şaşırtan bir başka sembolle karşılaşıyoruz. Bu Sembol resimde de net bir şekilde görüldüğü gibi “Üçgen İçinde Üç Nokta!”

Kadeh sembolü neyi ifade ediyor?..

TBMM’deki bu esrarengiz işaretler arasında beklide en çarpıcı olanlardan biri “Kadeh Sembolü” Yine resimlerde görüleceği gibi TBMM’nin Mermer zemini üzerine yerleştirilmiş farklı “Kadeh” sembolleri dikkat çekiyor. Tabii dikkatli bakan gözler için. Ve bu kadeh sembollerini ayrıntılı şekilde değerlendirdiğimizde, ilginç ve bir o kadar çarpıcı ayrıntılar bizi yakalıyor. Bu ayrıntılara ve Masonik anlamına geçmeden önce bir soru sormakta fayda var? Bu sembolleri sıradan birer geometrik şekil olarak değerlendirebilir miyiz? Üçgen ve üçgen içinde nokta gibi sembolleri tesadüfen konulmuş birer geometrik şekil olarak değerlendirsek bile, o zaman kadeh sembolünü nasıl açıklayabiliriz? Çünkü kadeh açıktır ki bir geometrik şekil değildir!

Peki neydi bu Kadeh’in hikayesi? Neden bu şekiller arasına açık bir şekilde Kadeh sembolü yerleştirilmişti. Masonlar için neden bu kadar kutsaldı? Burada tıpkı Hiram Usta gibi Tapınak Şövalyelerinden, Masonluğa uzanan 2000 yıllık bir efsane karşımıza çıkıyordu; “Kutsal Kadeh” efsanesi!

Masonluk yemininde kadeh

Bir Mason adayı Masonluğa kabul töreninde yemin ederken elinde kadeh tutar. Türkiye Masonları’na ait Çırak, Kalfa-Usta dergisinden öğrendiğimize göre “Çırak derecesinde, ilk yemin yapılırken, sağ el kalbin üzerine konuyor. Ve sol elde ise bir Kadeh tutuluyor!”

Masonlara göre “içinde saf su” olan bu kadeh, safiyetin sembolü. Ancak bir çok kaynağa göre, Masonluktaki Kadeh sembolü, gerçekte Tapınak Şövalyelerinin “Kutsal kase” inancıyla bağlantılı. Da-Vinci Şifresi gibi büyük yankılar uyandıran onlarca kitaba, Indiana Jones gibi onlarca filme ve hatta BBC gibi etkin yayın organlarında belgesellere konu olan “Kutsal Kase” efsanesi neydi?

Bir rivayete göre Kutsal Kase, Hz. İsa’nın çarmıha gerilerek idam edilmesinden önce Havarileri ile yediği son akşam yemeğinde şarap içtiği Kadehti!. Bir diğer rivayete göre ise Hz. İsa’nın çarmıha gerilişi esnasında Arimatea’lı Yusuf’un, İsa’dan akan kanı doldurduğu kaseydi.

Ancak Kutsal Kase konusundaki asıl fırtına birçok akademisyeninde itibar ettiği üçüncü iddiadan sonra koptu. Gerçekte Kutsal Kadeh, Hz. İsa’nın soyunu temsil ediyordu.

Mecdelli’nin Sembolü “M”

Vatikan’ı sarsan son yılların en popüler kitabı Dan Brown’un Da Vinci Şifresi’ne göre, Kutsal Kase sırrına sahip Sion Tarikatı, bu sırrı korumalarının yanı sıra yaptıkları eserlerde İsa’nın soyunu taşıyan Mecdelli Meryem’e saygılarını gösteren gizli sembollere yer veriyorlardı. Bu Sembolde “M” harfi idi.

Hristiyan dünyasını derinden sarsan bu iddiaya göre Hz. İsa, çarmıha gerilmeden önce Mecdelli Meryem ile evlenmiş ve ondan bir çocuğu olmuştu. Tapınakçılar ve Masonlar için Kutsal Kase bu soyu temsil eden bir simgeydi. Gerçekte korunan ve saklanan Kutsal Kase değil, İsa’nın soyundan gelen çocuktu. Ve Büyük Siyon Krallığı kurulduğunda tahta geçirilecekti.

Ve Mecdelli Meryem’in Sembolü “M”

TBMM’deki esrarengiz işaretlerden biri de “M” şeklindeki semboldü. Bu esarengiz semboller arasında “üçgen” ve “kadeh” sembolünden sonra en fazla yer verilen sembol buydu. Resimde de görüleceği gibi, bir tarafından bakınca “W”, diğer tarafından bakınca ise “M” görüntüsü veriyordu.

Peki bu esrarengiz harfin anlamı neydi? Neyi anlatmak istiyordu? İşte burada da çarpıcı bir ayrıntı bizi yakalıyor. Çünkü Masonların köklerini dayandırdığı Tapınakçı inanışa göre “M” harfi; Mecdelli Meryem’in sembolü idi. (Hristiyan dünyasında Madgelenalı Maria olarak anılıyor)

Vatikan’ı sarsan son yılların en popüler kitabı Dan Brown’un Da Vinci Şifresi’ne göre, Kutsal Kase sırrına sahip Sion Tarikatı, bu sırrı korumalarının yanı sıra yaptıkları eserlerde İsa’nın soyunu taşıyan Mecdelli Meryem’e saygılarını gösteren gizli sembollere yer veriyorlardı. Bu Sembolde “M” harfi idi. Dan Brown’un iddiasına göre Leonardo Da Vinci bu yüzden ‘İsa’nın Son Akşam Yemeği” tablosunda Mecdelli Meryem’i simgelemek için M harfine yer vermişti. Leonardo Da Vinci, Sion Tarikatı üyesiydi. 1400’lü yılların sonunda, 10 yıl süreyle bu karanlık örgütün başkanlığını yapmıştı!

Resimlere bir kez daha dikkat!

Bu anlamlarıyla birlikte düşünüldüğünde, Meclis’teki bu esrarengiz şekiller adeta mesaj verilmek istenen bir kitabeyi andırıyor. Yine resimde net bir şekilde üçgen ve yarım daire’den oluşturulmuş Kadeh görüntüsü dikkat çekiyor. Kase’nin iki yanında yer alan “M” harfi ise gerçekten şaşırtıcı bir kompozisyon oluşturuyor. Yine diğer resimde M harfinin üzerine oturtulmuş bir başka kadeh dikkat çekiyor. Mecdelli Meryem’in Rahminin simgesi Kutsal Kase ile Mecdelli Meryem’in simgesi “M” harfi bir arada.

Sanki Kutsal Kadeh ve M’nin bağlantısını ısrarla göstermek istercesine!

Mason Locası’ndaki ikinci Nur(!)Gönye

Yine bu esrarengiz şekiller arasında Masonların en tanınmış sembollerinden biri olan “Gönye”yi görmek mümkün. Türkiye Masonlarının yayın organı Tesviye’ye göre Gönye, “Kutsal kitaplardan sonra Locayı aydınlatan ikinci Büyük Nur’dur.

Tesviye’de Gönye’nin sembolik anlamı ise şu sözlerle ifade edilmektedir:

“Gönye’nin yatay ve dikey hatları, karşı düşünceleri birleştirir, hakikati arayan Masonun düşüncesinin temeli, kullandığı ifadeler, savlar fevkalâde düzenli olmalıdır; inşaatta kullanılan her cilâlı taşın tam yerine oturabilmesi için dik açılarının gönye ile kontrol edilmesi gerekir, inşaatta ahenk ancak böyle sağlanır. Dik açıları tutmayan taşlarla yapılan inşaat en ufak sarsıntıda yıkılır.

Gönye Üstadı Muhteremin bijusudur. Gönye yeryüzünü, dört yönü temsil eder, altın sikke, resim ve diğer sembollerle birlikte, büyük inşaatların temel taşlarının altına gönye konurdu.”

Aynı kaynaktan öğrendiğimize göre 1507 yılında inşa edilen, İrlanda’daki Limerick köprüsünün temelinde bir Gönye bulunmuştu ve Gönye’nin yüzüne kazılan İngilizce metinde “Gönye’nin yardımıyla ölçülen dikey hat gibi, sevgi ve yardım ilkelerine uyarak yaşamaya gayret göstereceğim” yazısı yer alıyordu.

Daire ve ortasındaki nokta

TBMM’deki bu esrarengiz işaretler arasında, yılan, daire içinde nokta gibi yine Masonik sembolizmde karşılığı olan bir çok çarpıcı şekil net bir şekilde kendini gösteriyor.

Yılan Dünya çapında tartışmalara neden olmuş ilk kez Rusya’da ortaya çıkarılan Sion Liderleri’nin Protokolü’nde karşımıza çıkıyor. Sion Protokolü’ne göre “Kudüs’ten çıkıp Dünya’yı dolaşan Yılan’dan bahsediliyor” Kökeni yine Mısır Tapınaklarına kadar uzanan yılan sembolü, Gizli Dünya Devleti’ne göre ise: “Dünya Hakimiyeti’ni garanti eden, her şeyi kaplayan ve içine alan paranı gücü.”

“Yılan, kendi kuyruğunu ısırınca Dünya hakimiyeti garantilenmiş olacak.”

Bazı kaynaklara göre bu sembol aynı zamanda Dolar’ı sembolize ediyor. Doların dünya ekonomisi üzerindeki gücünü..

Yine resimde açık bir şekilde görülen Daire içinde Nokta görüntüsü, tanınmış Masonik sembollerden biri. Evrenin gizemini simgeliyor. Daire Evreni, ortasındaki nokta ise dünyayı, Masonik literatürde ise “gerçek locayı” simgeliyor. (Harun Yahya- Kabala ve Masonluk)

Rowena ve Rubert Shephard adlı yazarların 1000 sembol adlı kitabına göre ise Daire ve tam ortasındaki nokta, Antik dünyada erkek dünyasını- egemenliğini simgeliyor. Tam bu noktada tarihin Tapınak Şövalyelerine ve Sion Tarikatı ile şimdinin Mason Localarına kadınların alınmadığını ve sadece erkeklerin üye olabildiğini hatırlıyoruz.

Ancak resimde de görüleceği gibi iki daire “8” rakamı görüntüsü verecek şekilde yerleştirilmiş. Millî Gazete’nin okurlarına hediye olarak verdiği ve bir dönem yankı uyandıran Gizli Dünya Devleti isimli esere göre; 33 Derece’li Masonik hiyerarşide; 8’inci derece’nin Masonik ünvanı “Bina Emini!”

9’uncu derece’deki masonun ünvanı ise “Maitre Elu Des Neuf” yani “Dokuzların Seçilmiş Üstadı”

Bu ilginç yazı diziye başlarken; Hiram Usta’nın mezarı başında O’nun adını sembollerle sonsuza dek yaşatmaya and içen 9 Usta’dan bahsetmiştik.

9 Usta bu amaçla Dünyanın 9 ayrı yönüne dağılmışlardı.

Ne dersiniz? TBMM’den de geçmiş olabilirler mi? Yorum siz değerli okuyucularındır…

SON SÖZ

Bizim medeniyetimiz, estetik desenleriyle ünlü bir medeniyettir. Bizim medeniyetimizi temsil eden desen ve semboller, “düz çizgi”den oluşan ve sıradanlık içeren Batı’nın estetik anlayışıyla kıyaslandığında bu fark daha net bir şekilde ortaya çıkacaktır. Bu yüzden elbette gönül isterdi ki; Meclis’imiz milletimizin tarihiyle, değerleriyle örtüşen ve medeniyetimizi temsil eden desenlerle süslü olsun… Ama gerçek şu ki; aslolan semboller değil, zihniyetlerdir.

Elbette bu yazı diziye konu olan esrarengiz semboller Millî İrade’nin yegane tecelligahı TBMM’ye gölge düşüremez. Meclis’in itibarı bu tür sembollerle değil, ancak çıkardığı kanunlarla ölçülebilir. Hayra, iyiye, güzele, doğruya ve milletin menfaatlerine yönelik kanunlar çıkardığı ölçüde, Milletin Meclisi olma özelliğini kazanacaktır. Meclis’in millet nezdindeki saygınlığı sembollerle değil çıkardığı kanunların milletin hayrına olup olmadığına göre artıp azalacaktır.
Alıntı ile Cevapla
#3 (permalink)
Alt 07-15-2007, 01:12 AM
kuntay kuntay isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Member

Üyelik tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 42
Standart Cevap: Masonluk nedir ? Masonlar kimlerdir ? Mason kime denir ?
MASONİK DEŞİFRE

KİM KORKAR MASONLARDAN:
GELİN VURUN HADİ!

Çok uzun süredir bu sitelerde masonlarla ilgili bazı yayınlar yapılıyor, yazılar yazılıyor. Bir çok mitler yaratılıyor. Masonik gizli örgütlenmeleri 1989 yılından beri araştırıyorum . Bu konuda bildiklerimin çoğunu henüz yayınlamadım. Şu dönemde ağır saldırılar altındayım, Şeriatçı odaklardan veya başka yapılardan ölüm tehditleri bile alıyorum. Tüm hukuk sistemini ve bazı savcıları üzerime salmış durumdalar. Ama emperyalizme karşı, bağımsız Türkiye ve Türkler için mücadelem ölünceye dek sürecektir.

Masonlar ve masonik gizli örgütler hakkında yaratılan dev mitlere ve efsanelere pek çok insan inanıyor. Bu masonların ve masonik gizli örgütlerin de işine geliyor. Sanıldıkları k
adar güçlü değiller ama fanatik olarak bir insanla da uğraşabilirler. Masonların benim yaşantıma inanılmaz zararları olduğunu söyleyebilirim. İki kez üniversiteden atılma teşebbüsünün altında masonların beni akademik sistemden tasviye etme girişimleri yadsınamaz.

Ama sandığınız kadar da güçlü değiller! Öncelikle şunu biliniz ki, Mavi localara girenlerin % 30’u masonluktan ayrılır ve bir daha masonlukla uğraşmaz, aksine çoğu onlara karşıdır. Geri kalanların % 40’ı da sadece çıkar ilişkileri ve sosyal ortam için masonluğa girer: Geri kalan % 30, Kırmızı localara devam eder ve Skoç ritinde yükselerek, daha sonra tehlikeli diğer yan mason örgütlere geçer! ‘Masonluktan çıkılmaz miti bir yalandır’, masonlukta böyle bir beyin yıkama mekanizması yoktur; Masonluktan çıkılır!

Masonlar onların sistemini eleştirdiğim, Yahudiliğin dünya hakimiyetini kabul etmediğim, ve onlara karşı Türkçülüğü, Atatürk Milliyetçiliğini savunduğum için yaşantım boyunca çok zarar verdiler bana, aşağıda yazacaklarımın gelişmesinde büyük ölçüde payları olduğunu kabul etmek zorundayım (aşağıdaki isimler, locaları ve belgeleriyle bir süre sonra yayınlanabilir):

1) 1993’te Diyarbarkır’a sürüldüm. İşsiz ve maaşsız kalıverdim. Üniversiteden uzaklaştırdılar. Ben de çareyi Türkiye’yi terketmekte ve ABD’ye gitmekte buldum. Bu aşamada mason İ.T. , O.A., C.D., S. B., T.A. nın ve V.Ö.’nün aktif etkilerini unutmam mümkün değildir.

2) 2002’de tekrar Türkiye’ye geldim, geldiğimin altıncı ayında, o zaman Skoç Riti ve 28. derecedeki üstadı muhterem E. C., S. E. ve E.E. tarafından uyarıldım. Üniversitede uslu durmam önerildi. Masonlar aleyhine hiç bir yazı yazmamam söylendi. 2003 Şubatı’ında Teori Dergisinde onları eleştiren ‘Dünyayı Yöneten Masonik Gizli Güçler’ başlıklı bir makale yazdım. Daha sonraki televizyon programlarımdan çok rahatsız olduklarını, onlara Ulusal Kanalda yapmış olduğum ‘Gizli Örgütlerle İlgili’ bir programı izlettirdiğim K. Lion grubundaki konferansta ifade ettiler defalarca, bazıları toplantıyı terketti.

3) 2003’te, hem masonlar, hem şeriatçı örgütler tarafından defalarca uyarıldım, tehtid edildim (kim kimin uzantısı belli değildi!). Masonik güçler mütareke basının kullanarak beni İBDA-C gibi örgütlerin önüne bir yem gibi koydular . Bir çok ölüm tehditi aldım, halen alıyorum. 3 kere fiziki saldırıya uğradım, dizim bir süre sakat kaldı.

4) 2004’te, bir başbakana rüyasında gördüğü şeyhi anlatan ve mektuplar yazan Skoç Ritinin üyesi 32. derecedeki T.U. beni ve bir arkadaşımı uyararak Kemal Alemdaroğlu yönetiminin bitiminde Üniversiteden atılacağımı, masonlarla uğraşmamamı söyledi (bu diyaloğun üstelik şahidi de var)! Kemal Alemdaroğlu yönetimi bir operasyonla yok edildikten bir süre sonra, bir çok bahaneler bulunup evime polis baskını yapılmaya başlandı. Bundan bir aşama sonra kaderimin Necip Hablemitoğlu ile aynı olacağını bilmeme rağmen mücadeleyi sürdürdüm. Beni koruması gereken ve bu tehtidleri bilen polis, benden bilgi aldıktan sonra, bilgisayarlarıma el koyuyordu.

5) Bu saldırılarla paralel olarak Evrim Teorisi hakkında yazdığım yazılar nedeniyle bir vakıf bana ve öğretim üyesi dostlarıma saldırmaya başladı (1998-2006 arasında). Bu kişiler bizlere bir sürü tazminat davası açtılar, savcılıklara şikayet ettiler ve sahte suçlar uydurdular. Var olmayan web sitelerinin içindeki olmayan ve bizim yazmadığımız yazılar nedeniyle soruşturmalar geçirdik. Savcılar ve hakimler bu mantık dışı belgeleri ciddiye aldı.

6) Ağustos 2005’te uydurma bir nedenle evime polis baskını yapıldı, 11 Eylül 2001 saldırısını deşifre ettikten 5 ay sonra bilgisayarlarıma el kondu, hakkımda hakaret nedeniyle 2 yıl hapis cezası istemiyle dava açıldı!

7) Temmuz 2006’da terörizm, bölücülük ve yüz kızartıcı suçtan (böyle bir suçum olmadığı halde bir Engizisyon Soruşturmasında CADI ilan edildim! O soruşturma metnini zamanı gelince heryerde yayınlayacağım!) Üniversiteden tekrar atılarak, tüm Kamu Yönetiminden uzaklaştırılmak istedim. YÖK bu talebi delil yetersizliği nedeniyle reddetti. Öğrendim ki bu işleri yapan kişilerin başındaki kişi, üniversitede güç kazanabilmek için daha yeni mason olmuştu.

8) Ekim 2006’da Üst düzey masonlar veya diğer yöneticiler bu dönem boyunca sürekli uyardılar, son olarak da işyerindeki odama gelen 30. derecedeki mason Prof. İ.T. yine yukarıdan haberler getirmiş, beni araştırma işini üstlenmişti. Benim sonumun gelmesinden hepsi büyük bir mutluluk duyacaklardı, belliydi! Bu arada yine mason olan Doç. G.O. bir Adli Kurumdaki önemli bir raporda deontoloji ilkelerini ihlal ederek benimle ilgili ciddi sorunlar çıkarıyordu.

Bu sitede, Mason olmadığı halde Prof. Kemal Alemdaroğlu’na mason diyen, şu kritik dönemlerde Alemdaroğlu’na saldıran kişilere gereken cevaplar verilecek, tüm yanıtlar burada ve diğer köşe yazdığım sitelerde yayınlanacaktır. Özellikle Prof. Kemal Alemdaroğlu’na SAHTE BİR İNTİAL soruşturması ve cezası veren ama PKK sempatizanlarıyla, DHPK-C ve DEV-YOL militanlarıyla ile bir zaman bağlantı kurmuş, Türk Silahlı Kuvvetlerini işkenceci göstermek isteyen, Türk Silahlı Kuvvetleri aleyhinde bir çok Avrupa Birliği projesi alan Profesörler hakkındaki bilgilerin de yayınlanması yakındır!

Onlar ki, Uğur Mumcu’nun katil zanlısına, hastayı görmeden, sahte ‘Posttravmatik Stres Bozukluğu Sendromu ve işkence görmüştür’ raporları vererek, Sadettin Tantan’ın yürüttüğü UMUT operasyonunu bloke etmişler, katillerin serbest bırakılmasına ve kaçmasına neden olmuşlardır. Uğur Mumcu’nun dosyasını da tekrar açacağız, tüm Uğur Mumcu dostlarından ve ailesinden destek bekliyoruz

Onlar ki, şeriatçı bir çetenin üyelerini kurtarmak için polislere ‘işkence yapmıştır’ raporları vermişlerdir..

Onlar ki, Türkiye’de bulunan bir çok toplu mezarın Ermeni mezarı olduğunu kanıtlamaya çalışmaktadırlar.

Onlar ki, yurtdışında katıldıkları kongrelerde Ermeni, Helen, Rum Pontus, Kürt, Süryani, Yunan soykırımı yaptığımızı iddia etmektedirler. Yeni Ceza Kanununda soykırım toprak talebini de getirmektedir!

Onlar ki, Türkiye’yi parçalamayı amaçlamaktadırlar!

Onlar ki, Türk Silahlı Kuvvetlerini ve Türk Polisini işkenceci göstermek istemektedirler.

Onlar ki, PKK ile uzlaşmak ve ‘Ovada Siyaset Yapmak’ için Aydınlar Dilekçesi hazırlamışlar ve ona imza koymuşlardır.

Onlar ki, Üniversitelerdeki etnik örgütlenmeyi desteklemektedirler.

Onlar ki, Şemdinli’deki kitapçıya gidip, PKK’yı destekleyerek çiçek koymuşlardır.

Onlar ki, bir kısmı benim üniversiteden atılmamdan büyük mutluluk duyacaklardır.

Acaba sadece masonlar mıydı benden rahatsızlık duyan?

Tabii ki hayır, ama benden ve yapmakta olduğum deşifrasyonlardan rahatsızlık duyan emperyal odaklarla ve yabancı derin odaklarla bağlantılı kişiler ve masonik gizli örgütler, beni üniversiteden atıp, beşparasız bırakıp, hapislere attırıp, hayatımı zehir ettikten sonra, beynime sevgili Necip’e yaptıkları gibi bir kurşun sıkmaktan büyük zevk duyacaklardı!

Şunu unutmasınlar! Ben ya da biz, yokedilsek bile, Peşimize taktıkları hukuk sisteminin elemanları, tetikçileri, katilleri, ülkeye ihanet edenler bu ülke Atatürkçü, Milliyetçi ve Türkçü çizgiye geldiğinde bir bir hesap vereceklerdir! Bugün Kubilay’ın kafasını kesenlerin torunları çok üst mevkilerde olabilirler, ama bilmelidirler ki, içimizde daha ne Mustafa Kemaller, ne Kubilaylar mevcuttur. O Mustafa Kemal’in sessiz askerleri sizin bir gün darağacınızı kuracaklardır!

Evet Masonlar Size Sesleniyorum!

Evet Masonların attığı kemiklerle beslenen omurgasız yumuşakçalar, sürüngenler size sesleniyorum!

Evet, Küresel Elitin ve Emperyalizmin uşağı olan Şeriatçı sözde müslümanlar size sesleniyorum!

Evet! Yabancı Derin Devletlerin yerli işbirlikçisi hamamböcekleri size sesleniyorum!

Evet! Kafkesk Ortaçağ Mahkemelerinin soruşturmacı zangoçları size sesleniyorum!

Evet! Engizisyonun Para-fesörleri size sesleniyorum!

Buyrun, Atın beni üniversiteden!

Kurduğunuz entrikalarla, buyrun atın beni hapislere!

Buyrun, Atın beni uydurduğunuz Ortaçağ Engizisyon nedenlerinizle, kurun cadı ateşlerinizi! Kaynatın entrika dolu Cadı Kazanlarınızı!

Buyrun, Gelin beynime bir kurşun sıkın sonunda! Uğur Mumcu’ya, Necip Hablemitoğlu’na, İhsan Güven’e yaptığınız gibi!

Unutmayın ki, Tüm Ulus Uyanıyor ve Zamanınız daralıyor!

Unutmayın ki, artık süreniz pek fazla kalmıyor!

Unutmayın ki, artık o kazanlar sizin için kaynamaya başlıyor!

Unutmayın ki, Cehennem, sizin için daha yeni başlıyor!


İşlemler

Information

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s




Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

%d blogcu bunu beğendi: